Pin it

18 Eylül 2013 Çarşamba

St Petersburg



1703 yılında kurulan efsane St Petersburg Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri olarak görülüyor. 3 kez adı değişti (Petrograd-Leningard-Sankt Peterburg). 3 devrim gördü. 900 gün işgal altında kaldı.


Şehri kuran Büyük Petro bütün çocukluğu boyunca annesinin ailesi ve babasının ilk karısının ailesi arasındaki kavgalar ile uğraşmış. Gözlerinin önünde ailesinin ölmesi nedeni ile Moskova'ya düşman olmuş. Avrupa seyahatine çıkan ilk çar olan Petro Avrupa'nın gelişmişliğini Rusya'ya taşımak için çalışmış. 40.000 den fazla köylü ve İsveçli St Petersburg'u bataklığın üzerine kurarken ölmüş. 1712 yılında Rusya'nın başkenti olmuş. Sonrasında gelen çariçeler ise şehri daha da zenginleştirerek modanın merkezi haline getirmişler. 

Ruslar bizim orada bulunduğumuz süre içerisinde Leningrad dedi şehre. Bizde alıştık tabi...

Bence St petersburg Moskova'ya bin basar. Ankara Moskova ise St Petersburg İstanbul. 

Nevski Prospekt şehrin ana caddesi. Görülecek tüm güzel yerlerde zaten bu caddenin üzerinde. Oteli burdan bulduysanız yaşadınız demektedir. Sokağa çıkın ve dümdüz nehre kadar gidin. 

Yolda da bol bol limuzin göreceksiniz. Ruslar buna bayılıyor dostum :)



Kazan kathedralini ilk gördüğümde burası bana tanıdık geldi dedim. Meğersem gerçekten öyleymiş. Roma daki St Pietro Bazilikası yani bildiğiniz Vatikan'ın aynısını yapmış adamlar.  Yoldan geçerken kafanızı sola bir çeviriyorsunuz hopp bu devasa şey çıkıyor, hiç beklenmedik bir anda. 96 adet sütundan oluşuyor. Gecesi daha güzel bu arada :) 



Singer binası'nı üzerindeki cam küreden hemen tanırsınız. Singer ismi tanıdık gelebilir. Bir zamanlar her evin baş köşesinde yer alan dikiş makinalarının şirketi için yapılmış.



Aniçkov köprüsü vahşi atların ve terbiyecilerinin heykellerinin bulunduğu bir köprü. Tekne turuna buradan çıkabilirsiniz. Pazarlık yapın. Ben yol boyunca uyuduğumdan çok az resim çekebildim :)





Yelisev şarküterisi hırslı köylü Pytor Yelisev tarafından 1813 yılında şarap dükkanı ile kurulmuş. Sonrasında aile çikolata fabrikası, emlak zenginliği derken aileye Allah yürü ya kulum demiş. Şu anki bina 1901-1903 yılları arasında inşaa edilmiş.

Bina ve binanın için tam bir Charlie'nin çikolata fabrikası gibi. Bir sürü şekerler, tatlılar, makaronlardan gözünüz dönüyor. Ayrıca içeride lüks tüketim mallarıda satıyor. Kısaca ben zengine çalışırım hacı diyor. Eski kaşarlar, havyar, füme salam ve sosiler vs...









Dökülen kan kilisesi - Yeniden Diriliş kilisesi ikiside aynı şey.  2. Çar Alexander'ın suikaste kurban gittiği yere kurulan bu kilise aynı Moskova daki St Basil kilisesini hatırlatıyor. En uzun kulesi 81 m. ve kilisenin dışında tam tamına 7000 mozaik yerleştirmişler. Rus'lar bu soğan tipli kuleleri çok seviyor sanırım.



Isak meydanı ve kathedral 1858 yılında açılmış. Büyük Petro'nun doğum gününe denk gelen yortu gününe sahip St Isak için yapılmış bu kathedral. İçeriye paralı olarak girip en tepeden şehiri kuşbakışı izleyebilirsiniz. Yanlız dizinden, belinden problemi olanlara, hamilelere ve benim gibi genç görünümlü yaşlılara tavsiye etmiyorum. O ne merdivendi öyle ya... Dimdik daracık 200 küsür basamak. Yarım saat kendime gelemedim hızlı çıkacam diye... 

Sovyet devrimi esnasında ateizm müzesi olarak hizmet vermiş. Birinin pis pis güldüğünü duyabiliyorum, çok manidar :) Tavan resmini ve ikonostasis adı verilen vitaraylara bakın...



Gelelim dünyanın en ünlü müzelerinden biri olan Hermitaj müzesine. Burayı bir nevi olarak Rus çarlarının sidik yarışı diyebilirsiniz. İngilizlerin British Museum'u, Fransızlar'ın Louvre Müzesi var ise Rus'ların Hermitaj'ı var. Hermitaj kocaman, devasa ve en hızlı gezi ile yarım gün gidiyor. Hızlı derken gerçekten hızlıyı kastediyorum. Özel görmek istediklerinizi haritada işaretleyin, kalanlara şöyle bir göz atın, yoksa mümkün değil çıkamazsınız buradan.





Biletinizi bizim gibi önceden internetten almanızı tavsiye ederim. Sabah erkenden gitmemize rağmen  içeri giriş sırası vardı. Önceden bileti olanlar bile sıra bekliyor. Hermitaj şaka gelmez!!
Görülmesi gerekenler;

  • En etkilyeci kısım kışlık saray. Devrime kadar çarın ailesinin yaşadığı yer. Çar ailesinin odalarını vs... görebilirsiniz. Öldürülüşlerini hatırlayınca insan duygulanıyor.
  • Pavyon salonu mermer ve altın ağırlıklı oda tavuskuşu saatini mutlaka görün Yekaterina'nın gizli kocasına aitmiş.
  • Kışlık sarayın ana merdivenleri 1762 yılında yapılmış. Biriniz soldan biriniz sağdan inerken resim çekilin :)
  •  Malahit odası en ünlü odalardan biri 2 tondan fazla dekoratif taş var. Yaldızlı kapılar ve parkeler mevcut. 
  • Altın çizim odası ise mutlaka görülmeli. Duvarlar ve tavan altın kaplama...
  • 5 metrelik 10 granit Atlas heykeli sütun görevi görüyor. Bunları da görün derim. Çok etkileyiciydi.
  • Rafello Loggia'larını görün. Yekaterina Rafello'nun Vatikan fresklerinden etkilenerek bu odaları yaptırmış. 
  • Voltair'in heykeli, Lenordo da Vinci'nin "Litta Madonna"sı, Rembrandt'ın "İbrahim'in Adağı"nı görün.







Gelelim meşhur ne yenir kısmına... Size kesinlikle önereceğim tek bir adres var. Buraya kesin gidin pişman olmayacaksınız. Rusya diyince akla ne gelir. Krep ve havyar tabiki... Ben gezinin sonlarına doğru, krep yiyemedim, havyar yiyemedim diye vızıldarken bu bahsettiğim yeri bulduk.  Bir sürü çeşit Rusça adı ile  blini ve veya bilinçiki denilen krepleri burada çok ucuza yiyebilirsiniz. Kendimizi kaybettik resmen...

Russkiye Bilini u Nataşi

Adres: 5-ya Sovetskaya Ulista 24









Diğer bir alternatif mekan önerisi ise adını telafuz edemediğim ve yazamadığım bir restorant. Bizde öneri ile şimdi size tarif edeceğim şekilde bulduk. Güzel, azıcık lüks bir akşam istiyorsanız, gitmişken bol manzara, güzel şarap olsun da diyorsanız, buraya mutlaka gidin. Yemekler ve atmosfer süperdi. 

Kazan kathedralinin sağındaki sokaktan yürüyün hemen,  arka köşesinde büyükçene bir bina göreceksiniz. Yani kathedralin sağ arka çaprazında kalıyor. Binanın üst katında, teraslı muhteşem manzaralı bu restoran yer alıyor. 

O gece kendimizi biraz şımarttık. Genel olarak Thailand yemekleri yedik. Ama menü çok geniş.





Daha başka Rusya'da ne yapılır. Sokaklarında gezilir. Bu komik matruşkalardan mutlaka alınır :)


Bol bol votka içilir.


Kasım ayında Rusya soğuk oluyor. Ben sürekli titreme modundaydım. Hatta kar bile yağdı. Bir ara ayak parmaklarımı hissetmiyordum. Ama ben İzmir'liyim kimse soğuya dayanıklı olmamı beklemesin. Soğukta sürekli çorba içtim.  Borç çorbası ile sınırlı kalmayın, diğerlerini de deneyin.


Vücudun sıcakla mücadelesi esnasında canı çekilen bol yağlı güzel yemeklerden yiyin.


 Mutlu bir şekilde evinize dönün. Zira Rusya gezmek için iyi yaşamak için çoook soğuk !!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder